23 Nisan 2015 Perşembe

GECE YOLCULUĞU

Dün, Cuma günlerim boş diye 23 Nisan'la bağlanan 4 günlük tatilim başladı. Böyle zamanlarda, eve gitmek dışında bir tatil terbiyesi geliştiremedim bunca yıldır dışarıda olunca. 10 saatlik ders sonrası yolculuğa çıktım Zonguldak'a doğru. Normalde, her saat başı tetikte durduğum, deliksiz uyumayı beceremediğim yolculuklar gece yolculukları. O yüzden çok sevemiyorum. 

Kafasını koyunca uyuyabilen biri olsam ya da karanlıkta kitap okumayı becerebilsem verimli ve sevimli geçecek. Belki bu kadar yorgun olunca bu kez başarırım diye düşündüm ama yok yine sadece 3 ve 4 arasını net hatırlamadığım bir yol katettim. 

Öyle ya da böyle vardım
Sabah kardeşimin eşi aldi beni. Biraz uyumayı başarmışken Minnoş'un sesini duyup dayanamayıp kalktım. Yarın tam 2,5 olacak Minnoş'umun:)

GECE YOLCULUĞU

Dün, Cuma günlerim boş diye 23 Nisan'la bağlanan 4 günlük tatilim başladı. Böyle zamanlarda, eve gitmek dışında bir tatil terbiyesi geliştiremedim bunca yıldır dışarıda olunca. 10 saatlik ders sonrası yolculuğa çıktım Zonguldak'a doğru. Normalde, her saat başı tetikte durduğum, deliksiz uyumayı beceremediğim yolculuklar gece yolculukları. O yüzden çok sevemiyorum. 

Kafasını koyunca uyuyabilen biri olsam ya da karanlıkta kitap okumayı becerebilsem verimli ve sevimli geçecek. Belki bu kadar yorgun olunca bu kez başarırım diye düşündüm ama yok yine sadece 3 ve 4 arasını net hatırlamadığım bir yol katettim. 

Öyle ya da böyle vardım
Sabah kardeşimin eşi aldi beni. Biraz uyumayı başarmışken Minnoş'un sesini duyup dayanamayıp kalktım. Yarın tam 2,5 olacak Minnoş'umun:)

19 Nisan 2015 Pazar

GÜVERCİNKA

Havaların güzelleştiğinin pek çok belirtisi var.  Ağaçların çiçeklenmesi, börtü böcek, vs. Benim için en belirgin alamet-i farika balkonun dört bir tarafına itinayla pisleten güvercinler:)

11 yıl önce doğudan Ankara'ya öğrenim durumu özründen tayinim çıkıp taşındığım zaman, dairemin balkonu aylarca boş kalmışlıkla karla karışık güvercin pisliği ve ölüsü ile kaplıydı da, önce mala falan satın alıp kendim temizlemeye girişmiş, midem kaldırmayinca parayla temizletmiştim. Havalar güzellesince de, sil baştan yeni kuluçka girişimleri ve pislenen balkon. Salon camına vurdukları gagalar...

Şimdi yine glu glu sesleri ve güvercin pislikleri dolu etraf. Tiksiniyorum bazen temizlerken. Yok, çamaşır suyundan kacarlar, CD takılınca gelmezler türü önlemlere de başvurmuyorum. Doğa bu, kendi döngüsünde dönüp duruyor, kendi rengini yaratıyor.

GÜVERCİNKA

Havaların güzelleştiğinin pek çok belirtisi var.  Ağaçların çiçeklenmesi, börtü böcek, vs. Benim için en belirgin alamet-i farika balkonun dört bir tarafına itinayla pisleten güvercinler:)

11 yıl önce doğudan Ankara'ya öğrenim durumu özründen tayinim çıkıp taşındığım zaman, dairemin balkonu aylarca boş kalmışlıkla karla karışık güvercin pisliği ve ölüsü ile kaplıydı da, önce mala falan satın alıp kendim temizlemeye girişmiş, midem kaldırmayinca parayla temizletmiştim. Havalar güzellesince de, sil baştan yeni kuluçka girişimleri ve pislenen balkon. Salon camına vurdukları gagalar...

Şimdi yine glu glu sesleri ve güvercin pislikleri dolu etraf. Tiksiniyorum bazen temizlerken. Yok, çamaşır suyundan kacarlar, CD takılınca gelmezler türü önlemlere de başvurmuyorum. Doğa bu, kendi döngüsünde dönüp duruyor, kendi rengini yaratıyor.

16 Nisan 2015 Perşembe

FİLOZOF PİNOKYO

Geçen Cumartesi kütüphane çıkışı tramvay beklerken bir telefon konuşmasına kulak misafiri oldum. Durakta bekleyenlerden bir eril ergen telefonla konuşurken yanındaki dişi ergen kendini tutamayıp için için gülüyordu. Konuşma da o yüzden dikkatimi çekti zaten. 

Erkek, telefonda konuştuğu  ve hocam diye hitap ettiği kişiye arkadaşının midesinin yıkandığını ve derse gidemeyeceğini söyledikten sonra telefonu kapadı ve...

Ve...

"Yalanına önce kendin inanacaksın!" dedi. Şimdi doğruluk, dürüstlük, yalan söylemenin yanlışlığı konusunda ahkam kesmeye niyetim yok. Benim ilgimi çeken noktalar var bu olayda: Öncelikle, yalancı da olsa herkesin bir mottosu var bu hayatta demek ki:) Bir de, eğitilmek o kadar zor ki bazılarımız için, bu yüzden eğitilmemek için kaçacak delik arayabiliyoruz. Karşındaki özel ders öğretmeniyse en fazla para kaybeder evladım:) Ya senin kaybettiklerin? Bir de, yanında bu kadar kolay yalan söyleyen bu gence o kikirik kız nasıl güvenecek, güvensizlik hissetmeyecek mi? 

Ya da...

Bunlar sadece belli kuşağın dertleriydi de, artık dert değil mi?


FİLOZOF PİNOKYO

Geçen Cumartesi kütüphane çıkışı tramvay beklerken bir telefon konuşmasına kulak misafiri oldum. Durakta bekleyenlerden bir eril ergen telefonla konuşurken yanındaki dişi ergen kendini tutamayıp için için gülüyordu. Konuşma da o yüzden dikkatimi çekti zaten. 

Erkek, telefonda konuştuğu  ve hocam diye hitap ettiği kişiye arkadaşının midesinin yıkandığını ve derse gidemeyeceğini söyledikten sonra telefonu kapadı ve...

Ve...

"Yalanına önce kendin inanacaksın!" dedi. Şimdi doğruluk, dürüstlük, yalan söylemenin yanlışlığı konusunda ahkam kesmeye niyetim yok. Benim ilgimi çeken noktalar var bu olayda: Öncelikle, yalancı da olsa herkesin bir mottosu var bu hayatta demek ki:) Bir de, eğitilmek o kadar zor ki bazılarımız için, bu yüzden eğitilmemek için kaçacak delik arayabiliyoruz. Karşındaki özel ders öğretmeniyse en fazla para kaybeder evladım:) Ya senin kaybettiklerin? Bir de, yanında bu kadar kolay yalan söyleyen bu gence o kikirik kız nasıl güvenecek, güvensizlik hissetmeyecek mi? 

Ya da...

Bunlar sadece belli kuşağın dertleriydi de, artık dert değil mi?


6 Nisan 2015 Pazartesi

ARTİK GÜNDEM DEĞİŞSE!

Ya ne manyak bir dünya oldu içinde yaşadığımız elips! Sanki Teksas'ta yaşıyoruz cümbür cemaat. Bugün okulda öğretmen arkadaşlar anlattı (Ben, son bir haftadır raporluydum ve ailemin yanındaydım). Bir öğrencimiz, durakta yengesini karşılamak için beklerken bıçaklanmış, hem de "Hapse girnem lazım!" diyen biri tarafından! Şimdi yoğun bakımdaymış çocuk. 

Anlık yaşıyoruz sanki ve bir hasta ruh, herşeyi bir anda değiştirebiliyor. Yazmayayım bunları diyorum, güzel konulardan bahsetmek istiyorum ama imkan vermiyor gündem. Böyle fotosuz, tatsız tuzsuz yazmak düşüyor payıma:(

ARTİK GÜNDEM DEĞİŞSE!

Ya ne manyak bir dünya oldu içinde yaşadığımız elips! Sanki Teksas'ta yaşıyoruz cümbür cemaat. Bugün okulda öğretmen arkadaşlar anlattı (Ben, son bir haftadır raporluydum ve ailemin yanındaydım). Bir öğrencimiz, durakta yengesini karşılamak için beklerken bıçaklanmış, hem de "Hapse girnem lazım!" diyen biri tarafından! Şimdi yoğun bakımdaymış çocuk. 

Anlık yaşıyoruz sanki ve bir hasta ruh, herşeyi bir anda değiştirebiliyor. Yazmayayım bunları diyorum, güzel konulardan bahsetmek istiyorum ama imkan vermiyor gündem. Böyle fotosuz, tatsız tuzsuz yazmak düşüyor payıma:(

29 Mart 2015 Pazar

GELECEK KİMLERE EMANET?!

Kaç gündür, okuma ve yorum yapma dışında bloga el atasım gelmedi. Konusuzluktan değil konunun ağırlığından! 

Yine bir öğrencimizi kaybettik, yine trafik kazasında. Bu kez, aynı çocuğa benim dersimden sonra öğle yemeğine giderken, yolda kovalamaca oynarken çarpmış önce. Bir şey hissetmemiş. Akşama ayağı acıyınca hastaneye gitmiş. Ertesi sabah, karakola gidip durumu anlatmak için yola çıktığında ikinci kaza gerçekleşmiş. Şaka gibi ama değil!

Salı günü, ölüm haberini aldığımızda, öğleden sonra o sınıfa dersim vardı. Öğrencileri velileri gelip alırsa izinli saymıştı idare ama gelip alan aile olmadığından neredeyse tümü, bütün gün okuldaydılar. Sınıfa girdiğimde, sohbet ettik, kaza hakkında konuştuk. Daha önceki kazalardan da bahsedip dikkatli olmalarına vurgu yaptım. Bir süre sonra, bir grup öğrenciden kikirti geldi. Çok eğlendikleri belliydi. Aralarında, koştururken ilk kazaya sebep olan da, ölen M.nin en yakın arkadaşı olduğunu söyleyen de  vardı. Uyarınca, aldığım yanıt "Ölenle ölünmez." oldu. Bu haberi alalı çok olmuş, daha sabah almalarına rağmen! 

Cenaze evlerinde, ölen kişiyle geçirilmiş komik anlardan bahsedilip gülünen anlar vardır ya, bu öyle bir an değildi. Resmen duyarsız ve acımasız ergen dünyasının tokat gibi yüzüme vurmasıydı. Bazen birbirlerine karşı acımasız tavırlarını görüp, öğretmenlerden biri derste bayılsa, üstünden atlayıp teneffüse çıkarlar diye geyik yaptığımız olurdu. Bu kez, bu geyiğin geyik değil gercek olabileceğine ikna durumdayım. Ne zaman, hangi ara bu kadar sevgisiz ve duyarsız hale getirdik bu kuşağı bilmiyorum ama geleceğin onlara emanet olmasından cidden ürküyorum.

Bir olaydan yola çıkarak, tüm bir gençliği karalamak değil amacım ama yıllardır her yıl 150-200 tanesiyle 4 farklı bölgede mesaim var, bu olaydan genelleme yapabilecek kadar olumsuz örneğim var maalesef!

GELECEK KİMLERE EMANET?!

Kaç gündür, okuma ve yorum yapma dışında bloga el atasım gelmedi. Konusuzluktan değil konunun ağırlığından! 

Yine bir öğrencimizi kaybettik, yine trafik kazasında. Bu kez, aynı çocuğa benim dersimden sonra öğle yemeğine giderken, yolda kovalamaca oynarken çarpmış önce. Bir şey hissetmemiş. Akşama ayağı acıyınca hastaneye gitmiş. Ertesi sabah, karakola gidip durumu anlatmak için yola çıktığında ikinci kaza gerçekleşmiş. Şaka gibi ama değil!

Salı günü, ölüm haberini aldığımızda, öğleden sonra o sınıfa dersim vardı. Öğrencileri velileri gelip alırsa izinli saymıştı idare ama gelip alan aile olmadığından neredeyse tümü, bütün gün okuldaydılar. Sınıfa girdiğimde, sohbet ettik, kaza hakkında konuştuk. Daha önceki kazalardan da bahsedip dikkatli olmalarına vurgu yaptım. Bir süre sonra, bir grup öğrenciden kikirti geldi. Çok eğlendikleri belliydi. Aralarında, koştururken ilk kazaya sebep olan da, ölen M.nin en yakın arkadaşı olduğunu söyleyen de  vardı. Uyarınca, aldığım yanıt "Ölenle ölünmez." oldu. Bu haberi alalı çok olmuş, daha sabah almalarına rağmen! 

Cenaze evlerinde, ölen kişiyle geçirilmiş komik anlardan bahsedilip gülünen anlar vardır ya, bu öyle bir an değildi. Resmen duyarsız ve acımasız ergen dünyasının tokat gibi yüzüme vurmasıydı. Bazen birbirlerine karşı acımasız tavırlarını görüp, öğretmenlerden biri derste bayılsa, üstünden atlayıp teneffüse çıkarlar diye geyik yaptığımız olurdu. Bu kez, bu geyiğin geyik değil gercek olabileceğine ikna durumdayım. Ne zaman, hangi ara bu kadar sevgisiz ve duyarsız hale getirdik bu kuşağı bilmiyorum ama geleceğin onlara emanet olmasından cidden ürküyorum.

Bir olaydan yola çıkarak, tüm bir gençliği karalamak değil amacım ama yıllardır her yıl 150-200 tanesiyle 4 farklı bölgede mesaim var, bu olaydan genelleme yapabilecek kadar olumsuz örneğim var maalesef!