23 Aralık 2016 Cuma

BU SENİN ÖDEVİN!

Bizim okul hala ikili öğretimdeki nadir okullardan (bizim diye bahsetmeye başlamışım). Sürekli tekli öğretime geçileceği söylentisi yayılıyor ama icraat yok.

Sabahçı olan ortaokullar 07.45'te mesaiye başlıyor, ilkokullar ise 13.40'ta. Haliyle minicik çocuklar gün yüzü görmeden günü bitiriyor çünkü çıkış 18.30'da. Sabahtan kalkıp parka falan giden de yok, o saatlerde haftasonu ya da gece yapılmayan ödevler yapılıyor, yaptırılıyor.

Ödev yasaklasın, yasaklamasın tartışmasını çok anlamlı bulnuyorum, tekrarı sağlayan,, araştırmaya yönelten çalışmalar yaptırılmalı bence, bunun adına da ödev deniyorsa ödev o zaman. Verilen ödevi ailenin yapması ya da çocuğun tek başına yapamayacağı ödevlerin verikmesiyle ilgili tüm derdim. İlkokul öğrencisine verilen öğrendiği yabancı kelimeyi birkaç kere yazma çalışmasını bile ebeveyn yapıyor. Yamuk yumuk el yazısı hop iki satır sonra düzeliveriyor:) Kontrol edince de notu iliştirivveriyorum ya da veliye doğrudan söylüyorum ödevi onlara vermediğimi.

Şimdi bu kadar laf (yer) kalabalığı neden derseniz, bunları okulda çalışan bir öğretmenin 5'e giden kızını sabahın 5'inde uyandırıp sınava çalıştırdığını söylemesi ve takdir beklemesi getirdi. Çocuk, sınava önceden çalışmamış, ya Sosyal Bilgiler'de olduğu gibi 4 (5 üzerinden) alırsaymış! Geçen yıl öğrencim olan kızı telkinlerle evine yakın okula gönderdi. Özellikle bu denetim hastalığından kurtulması gerektiğini söyleyip öneride bulunanlardan biri de bendim. Anlayacağınız değişen bir durum yok zihniyette. Eğitim seviyesi yükselse de bizdeki maksimum lise mezunu velilerden bir farkı yok. Sonra oturup düşünüyoruz çocukların neden sorumluluk sahibi, bağımsız, içten denetimli olmadıkları hakkında!!!


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder