19'unda bayram dışında bir gündemim vardı, uzun zamandır kanser tedavisi gören ve sürecini yakından takip ettiğim velimiz F. Hanım vefat etti. 46 yaşında ve ardında 14 ve 16 yaşında iki kızını bırakarak. Boşanma sonrası, maddi ve manevi olarak ortadan yok olan bir baba, hayatını kaybettikten sonra o bakacağına Sosyal Hizmetler baksın diye dilekçe yazmaya itmiş onu. Şimdi anneanne ve dede, vasi atanmak için mücadele edecek.
Yaklaşık 1 ay sonra sınava girecek küçük kız, evdeki yas havasından kaçıp ertesi gün okula geldi. Ziyarete gittiğimizde, anneannenin bağırarak, isyan ederek ve haykırarak tuttuğu yasın büyük kızı dondurduğunu gördüm. İkisi de eski öğrencim çocukların. Kişisel iletişimde olduğum, maddi-manevi destek olmaya çalıştığımız, bazen bizim de hastane sürecimizde denk gelip aynı şeylerden dert yandığım biri olunca veli de, dayak yemiş gibi çıktım evden. Yetişkin halimle, o tarz bir yas yordu beni. O çocukların kendi acıları üstüne, teselliye muhtaçken, bir yetişkini teselli etmek durumunda kalması fikri özellikle. Yas da, çok kişiye özgü bir süreç, eleştirmek de mümkün değil anneannenin tarzını ama o evde çocuk olmak artık daha zor!