10 Ekim 2024 Perşembe

SEVİMSİZ GÜNDEM VE URAZKA

Zaten içim çoğu zaman karanlık, buraya yazmayayım diye düşünüyorum, yazmıyorum uzun süre. Sonra ülke gündemi de nefes aldırmıyor, iyice uzaklaşıyorum yazmaktan. Yazıya dökmeden, kafamda yazarak geçirdim ayları.

Geçen yılki seçimlerden beri açıp haber izlemiyorum, tv bile açmıyorum özellikle, yine de okur olunca izlemesen de kaçamıyorsun sevimsiz haberlerden. Siyasetçi görünce başlıktan sonrasını es geçmek mümkün de, sosyal meselelerde "cahil kalmak" lüks! 

Leylalar, Narinler falan derken aynı gün yine iki katliam. Kadın cinayeti deyip genellemek kolay oluyor belki medya için ama ruh sağlığı yerinde olmayan, tedavisi bitti denilerek defalarca hastaneden taburcu edilen, içinde uyuşturucu, ailelerin çaresizliği, cinayet, sosyal medya, medyanın şuursuzluğu ve intihar olan bir vaka bu. 

Belki marjinal olarak anılma isteği adına, belki doğası gereği uç kabul edilen Uraz Kaygılaroğlu'nu linç ederek rahatlıyor bir kesim bu olayda. Eski kız arkadaşının hatrına fotoğraf verdiği sergi gerçekten estetikten yoksun. Sanatın içinde estetik de olmalı bence  yoksa muzu bantla, koy bienale/sergiye abukluğu! "Bu adam, daha önce de siyah oje sürmüştü, sahnede eşcinseli canlandırdı, bir de İskoçya'ya gidip kilt (onlara göre dümdüz etek!) giydi diye hedef tahtası olmuş Urazka. Canından endişe ettiğini, kızının olduğunu beyan ediyor açıklamalarında. Kişisel olarak çok da ilgi alanımda olan ve sempatik bulduğum biri de değil benim ama adam niye korksun güvenliğinden? Katiller korkmuyor, elini kolunu sallayarak geziyor çoğu zaman :(

Diğer olayı eleştirirken, asıl eleştirilmesi gereken uyuşturucuyu önleme, tedaviyi hastanede sürdürme, ailelerin ve çocukların bilinçlendirme, ceza sistemimizin garipliği gibi konuların asıl muhataplarına bir kelime edemeyip birini hedef tahtasına koymak tam "vur abalıya" mantığı da tam bizlik! Yarın oyuncuya ya da ailesine bir şey olsa, yine yönetenleri değil başkasını suçlarız milletçe! 

16 Haziran 2024 Pazar

BABAM ♡

Bugün babamsız ilk Babalar Günü ve yaşadığım sürece son olmayacak :( Bu tarz özel günleri hep tedirginlikle kutlarım, olmayan da var diye ve bu yıl ilk kez onlardan biriyim. Bugüne o kadar odaklanmışım ki, bayram olduğunu iki gün önce annemin hatırlatması ile fark ettim. 18'inde falan sanıyordum. 

Tez dosyası kalınlığında bir sürü evrak, telefonumda hastalıkla ilgili onlarca numara, bir sürü tıbbi cihaz, ilaç, randevu telaşı, doktor görüşmeleri, ambulansta görevli olup bize taşımakta yardım eder mi kaygıları gibi iyileşme ile yok olmasını istediğim bir sürü şey yok artık hayatımızda. Sağlık sisteminin berbat işleyen her çarkı ve o çarkı işleten insancıklar da. Yok olmasını istediğim ama bu şekilde  hayatımızdan çıkmasını hiç istemediğim bir sürü şey!

Fazlaca iç hesaplaşma, pişmanlık, çokça özlemle dolu günlerim. Babam kadar sabırlı, hoşgörülü olamadım hiç bu hayatta. "Dünyayla kavgalı" bulurdu çoğunlukla beni. Benden daha çok severdi insanları, koronadan onu korumaya çalıştığımız onca yıl hep sarılmak istedi insanlara. Babası gibi bir baba olmama kararına hep uydu. Damarlarını dikkatsizce delip geçen hemsirelere de, herhangi bir ihmale de hep babacan yaklaştı. Biz sinirden, telaştan, ona yansıtmama kaygısından dört dönerken hep vakur durdu. Babası dışında iyi bir insanı da kaybeden çocuklar bıraktı o yüzden ardında. Kemiksiz dilim, bol sarılmalı ailenin belki de en az sarılan ferdi olduğum için affeder beni  umarım.

1 Mart 2024 Cuma

1 MART

Geçen yıl ezdi geçti derken 2024 de yorarak başladı. Belki benzer süreçlerden geçmiyoruz ama kardan yorgun düşme ihtimaline rağmen bahar yine de Mart. 

1 Mart çok acayip bir tarih ailemiz için. Yeğenimin doğacağını haber aldığımız ve babamın teşhisinin konulduğu gün. 6 yıl arayla, ifrat ve tefrit, iki ayrı uç, umut ve korku, mutluluk ve hüzün veee bir sürü çelişik duygu durumu, ruh hali!