8 Mart 2014 Cumartesi

KADIN OLMAK ÜZERİNE


Bu dünyaya kadın olarak gelip de, cinsiyetine lanet etmeden, "İyi ki kadın olarak doğmuşum." diyerek yaşamayı sürdürebilmeyi büyük bir şans olarak görürüm. Farklı bir yerde, özellikle farklı bir aile içinde dünyaya gelmiş olsak yaşam güzergahımız çok farklı olabilirdi. Ailemiz dışında, akrabalar, aile dostları, komşular bile farklı olsaydı her şey çok daha farklı olabilirdi. Düzgün bir ailede dünyaya gelse bile, pek çok insan sırf kadın olduğu için özellikle fiziksel zarar görebiliyor bu dünyada. 

Bugün anlamlı bir gün çünkü sahip olduklarımızı görüp bunlara sahip olamayanları da yok saymama günü. Daha farklı koşullara sahip doğup engeller yüzünden şansını kıramayanları da hatırlama günü benim için. Ve tabii, kız çocuk/torun sahibi oldukları için hep memnun olduklarını bize söylemekten, hissettirmekten ve yaşatmaktan çekinmeyen anne-babama ve akrabalarımın tümüne minnet duyma günü. Sadece insan olmanın, kadın ya da erkek olmaktan daha değerli ve önemli olduğunu öğrettikleri, söz söyleme ve karar verme hakkımızı (kız kardeş ve kuzenler için de!) elimizden almadıkları, erkek torunlardan çok bizleri üniversite mezunu ve meslek sahibi yapma gayretleri, erkek olmanın üstün ırk olmak anlamına gelmediğini öğrettikleri ve benimsedikleri için bu minnet. İyi ki varsınız:)

Not: Benimle aynı fikirde olanlar da var. Bakınız: Ayşe Arman

KADIN OLMAK ÜZERİNE


Bu dünyaya kadın olarak gelip de, cinsiyetine lanet etmeden, "İyi ki kadın olarak doğmuşum." diyerek yaşamayı sürdürebilmeyi büyük bir şans olarak görürüm. Farklı bir yerde, özellikle farklı bir aile içinde dünyaya gelmiş olsak yaşam güzergahımız çok farklı olabilirdi. Ailemiz dışında, akrabalar, aile dostları, komşular bile farklı olsaydı her şey çok daha farklı olabilirdi. Düzgün bir ailede dünyaya gelse bile, pek çok insan sırf kadın olduğu için özellikle fiziksel zarar görebiliyor bu dünyada. 

Bugün anlamlı bir gün çünkü sahip olduklarımızı görüp bunlara sahip olamayanları da yok saymama günü. Daha farklı koşullara sahip doğup engeller yüzünden şansını kıramayanları da hatırlama günü benim için. Ve tabii, kız çocuk/torun sahibi oldukları için hep memnun olduklarını bize söylemekten, hissettirmekten ve yaşatmaktan çekinmeyen anne-babama ve akrabalarımın tümüne minnet duyma günü. Sadece insan olmanın, kadın ya da erkek olmaktan daha değerli ve önemli olduğunu öğrettikleri, söz söyleme ve karar verme hakkımızı (kız kardeş ve kuzenler için de!) elimizden almadıkları, erkek torunlardan çok bizleri üniversite mezunu ve meslek sahibi yapma gayretleri, erkek olmanın üstün ırk olmak anlamına gelmediğini öğrettikleri ve benimsedikleri için bu minnet. İyi ki varsınız:)

Not: Benimle aynı fikirde olanlar da var. Bakınız: Ayşe Arman

6 Mart 2014 Perşembe

DOĞUM VE ÖLÜM GÜNÜ: ŞOV DEVAM ETMELİ Mİ?

Son birkaç gündür 6 Mart aklıma takılı durumdaydı. 4 yıl önce lösemiden 3 hafta içinde kaybettiğimiz teyzemin doğum günü bugün. "Anneannemin ruh hali nasıldır?" sorusu kafamda dolandı durdu. Cevabını bildiğim soruyu sormaya gerek yoktu zaten!

Ben doğum günü- ölüm günü falan düşünürken sabah okulun ilk saatlerinde, okulu kırıp arkadaşlarıyla dışarıda buluşan bir öğrencimizin trafik kazasında ölüm haberini aldık. Her an olayla ilgili yeni bir gelişme alıp öğrencilerin sorularına cevap vermeye, fenalık geçiren öğrencileri teskin etmeye, bu arada sınıfları boş bırakmamaya çabalamak, onları ailelerine teslim etmeden/ailelerin onayını almadan okulda tutmaya çalışmak, ailenin yanına gidecek/ cenazeye katılacak grupları toparlamak hepimizi yıprattı. Üstüne annem, tanımadığım aile yakınlarından bir ölüm haberi daha verdi.

Tiyatrocuların, şarkıcıların kendi aile fertlerinden birini kaybetseler de "Şov devam etmeli." anlayışıyla sahneye nasıl çıkabildiklerini sorguladım ciddi ciddi çünkü tanımadığım 2 kişinin ölümü bile fazla yordu beni. 

DOĞUM VE ÖLÜM GÜNÜ: ŞOV DEVAM ETMELİ Mİ?

Son birkaç gündür 6 Mart aklıma takılı durumdaydı. 4 yıl önce lösemiden 3 hafta içinde kaybettiğimiz teyzemin doğum günü bugün. "Anneannemin ruh hali nasıldır?" sorusu kafamda dolandı durdu. Cevabını bildiğim soruyu sormaya gerek yoktu zaten!

Ben doğum günü- ölüm günü falan düşünürken sabah okulun ilk saatlerinde, okulu kırıp arkadaşlarıyla dışarıda buluşan bir öğrencimizin trafik kazasında ölüm haberini aldık. Her an olayla ilgili yeni bir gelişme alıp öğrencilerin sorularına cevap vermeye, fenalık geçiren öğrencileri teskin etmeye, bu arada sınıfları boş bırakmamaya çabalamak, onları ailelerine teslim etmeden/ailelerin onayını almadan okulda tutmaya çalışmak, ailenin yanına gidecek/ cenazeye katılacak grupları toparlamak hepimizi yıprattı. Üstüne annem, tanımadığım aile yakınlarından bir ölüm haberi daha verdi.

Tiyatrocuların, şarkıcıların kendi aile fertlerinden birini kaybetseler de "Şov devam etmeli." anlayışıyla sahneye nasıl çıkabildiklerini sorguladım ciddi ciddi çünkü tanımadığım 2 kişinin ölümü bile fazla yordu beni. 

28 Şubat 2014 Cuma

KIŞI KIŞKIŞLAMAK

Bugün resmi olarak kışın son günü:) Kalın kalın giyinmeyi,  özellikle renk renk balıkçı kazaklara bürünmeyi, rahatlık timsali kışlık bot ve çizmeleri ayaklarıma geçirmeyi, kışlık alışveriş yapmayı yaza özgü giyinme ve alışveriş detaylarından çok sevmişimdir hayatım boyunca. Bir de kışın doğup "kış çocuğu" olunca, kışı kayırırmışım gibi gelirdi. Öyle değilmiş. Son yıllarda fark ettim ki, ben kışın bitebilme ihtimalini seviyorum. Buralara bu yıl biraz yağmur, bir- iki gün de kar yağdı, kuraklık ihtimalini düşünmek haricinde içimde kelebekler kanat çırptı güzel havaları görünce. Hasta da olsam, keyifsiz de o gün hava güzelse dışarı çıkmak, temiz hava almak keyfimi yerine getirdi, oksijen ve güneşin iyileştirici etkisini hissettim. Güzel havalarla ortaya çıkmaya başlayan bitkiler, ortalarda daha çok görünmeye başlayan hayvanlar da aynı neşeyi paylaşır gibiler. 

Güneşin kavurucu ışıklarını, tertemiz başladığınız güne terleyerek devam etme ihtimalinin hep çok olduğu yaza bayılmıyorum ama yazın habercisi baharı dört gözle bekliyorum her yıl. İşte bu yüzden, 28 Şubat (4 yılda bir yıllarda 29) güzel günlerin habercisi. Daha çok ders çalışasım bile geliyor böyle günlerde daha ne olsun:)

KIŞI KIŞKIŞLAMAK

Bugün resmi olarak kışın son günü:) Kalın kalın giyinmeyi,  özellikle renk renk balıkçı kazaklara bürünmeyi, rahatlık timsali kışlık bot ve çizmeleri ayaklarıma geçirmeyi, kışlık alışveriş yapmayı yaza özgü giyinme ve alışveriş detaylarından çok sevmişimdir hayatım boyunca. Bir de kışın doğup "kış çocuğu" olunca, kışı kayırırmışım gibi gelirdi. Öyle değilmiş. Son yıllarda fark ettim ki, ben kışın bitebilme ihtimalini seviyorum. Buralara bu yıl biraz yağmur, bir- iki gün de kar yağdı, kuraklık ihtimalini düşünmek haricinde içimde kelebekler kanat çırptı güzel havaları görünce. Hasta da olsam, keyifsiz de o gün hava güzelse dışarı çıkmak, temiz hava almak keyfimi yerine getirdi, oksijen ve güneşin iyileştirici etkisini hissettim. Güzel havalarla ortaya çıkmaya başlayan bitkiler, ortalarda daha çok görünmeye başlayan hayvanlar da aynı neşeyi paylaşır gibiler. 

Güneşin kavurucu ışıklarını, tertemiz başladığınız güne terleyerek devam etme ihtimalinin hep çok olduğu yaza bayılmıyorum ama yazın habercisi baharı dört gözle bekliyorum her yıl. İşte bu yüzden, 28 Şubat (4 yılda bir yıllarda 29) güzel günlerin habercisi. Daha çok ders çalışasım bile geliyor böyle günlerde daha ne olsun:)

23 Şubat 2014 Pazar

ÜNVANLAR, KİŞİLİKLER, BİZ VE DİĞERLERİ


Bizde, makam- mevki sahibi, olmak, belli unvanlara sahip olmak, belli apoletleri takmak çokça önemsenen durumlardır milletçe. Kişiliğine saygı duymadığınız bir kişinin konumuna saygı duyup, bazen el pençe divan durmak yaygındır maalesef. O kişiler de, tüm itibarlarını kendilerine saygıdan sanma gafletine kapılabilirler. 

Bu sevimsiz girizgahı, bugün denk geldiğim bir programda öğrendiğim bir durumu vurgulamak için yaptım. Tülin Şahin, bugün yayınlanan TV programında eskiden yaşadığı şehri (Odense'yi) gezip eski okulunu da ziyaret etti. Bu esnada, okulun şu anki müdürü ile de bir röportajı ekrandaydı. Müdür (orada rektör deniliyormuş!), kendisinin bulunduğu yönetim odasının öğretmenler odasının bir alt katında olduğunu, bunu da öğretmenlerin kendilerini yönetimin üzerinde geziyor hissetmeleri için seçtiklerini vurguladı. Tülin Şahin, bunun çok fazla Danimarka'ya has bir durum olduğunu vurgulama ihtiyacı duydu. Eee ne de olsa bizde en güzel ve geniş odalar yönetimlerin olmakla beraber, bir de genelden ayrı, soyut, haşmetinden sual olunmaz bir şatafat olmazsa olmaz gibi. 


"Ben önemliyim, ben değerliyim." diyebilmenin, daha doğrusu sizin adınıza başkalarının böyle hissetmesinin yolu, kendinizden başka kişileri de önemsemek aslında. O zaman, büyür insanlığımız da, insanların gözündeki konumumuzda. 

ÜNVANLAR, KİŞİLİKLER, BİZ VE DİĞERLERİ


Bizde, makam- mevki sahibi, olmak, belli unvanlara sahip olmak, belli apoletleri takmak çokça önemsenen durumlardır milletçe. Kişiliğine saygı duymadığınız bir kişinin konumuna saygı duyup, bazen el pençe divan durmak yaygındır maalesef. O kişiler de, tüm itibarlarını kendilerine saygıdan sanma gafletine kapılabilirler. 

Bu sevimsiz girizgahı, bugün denk geldiğim bir programda öğrendiğim bir durumu vurgulamak için yaptım. Tülin Şahin, bugün yayınlanan TV programında eskiden yaşadığı şehri (Odense'yi) gezip eski okulunu da ziyaret etti. Bu esnada, okulun şu anki müdürü ile de bir röportajı ekrandaydı. Müdür (orada rektör deniliyormuş!), kendisinin bulunduğu yönetim odasının öğretmenler odasının bir alt katında olduğunu, bunu da öğretmenlerin kendilerini yönetimin üzerinde geziyor hissetmeleri için seçtiklerini vurguladı. Tülin Şahin, bunun çok fazla Danimarka'ya has bir durum olduğunu vurgulama ihtiyacı duydu. Eee ne de olsa bizde en güzel ve geniş odalar yönetimlerin olmakla beraber, bir de genelden ayrı, soyut, haşmetinden sual olunmaz bir şatafat olmazsa olmaz gibi. 


"Ben önemliyim, ben değerliyim." diyebilmenin, daha doğrusu sizin adınıza başkalarının böyle hissetmesinin yolu, kendinizden başka kişileri de önemsemek aslında. O zaman, büyür insanlığımız da, insanların gözündeki konumumuzda. 

20 Şubat 2014 Perşembe

İYİ DİLEK VE TEMENNİLER



Bu aralar, daha önce de bahsettiğim gibi ölçeğime gelen yanıt sayısını her gün merakla takip ediyorum. Bilgisayarımı açtığımda yaptığım ilk işlerden biri Google Drive'ı açıp yanıtlara bakmak. Sayı arttıkça bendeki heyecan ve sevincin bu derece olabileceğini bilmezdim. İnsan kendisi ile ilgili yeni şeyler öğreniyormuş (Bak. Kendimize Açılan Pencere).

Ölçeği hazırlarken, sistemin elverdiği şekilde tek bir sayfaya sığdırmaya çalıştım. Bu esnada, çok da bilinçli olmayan bir şekilde bir metin kutucuğunu da sayfa sonuna eklemiş bulundum. Ölçeği gönderdiğim ilk günden beri bazı katılımcılar, bu kutucuğa kendi görüşlerini yazmış durumdalar. Ölçeğe yönelik motive edici, destekleyici, öneriler ileten bir sürü mesajım var hiç tanımadığım insanlardan. Ölçeği açtığımda, en heyecanla baktığım kısımlardan biri, istatistiki veri olarak gelen demografik bilgiler kadar bu kısım. Zahmet edip, zaman ayırıp ölçeği doldurdukları yetmiyormuş gibi bir de görüş yazmaları inanılmaz değerli benim için. E-postaları sistemde tekrar bana dönmediği için, isim belirtmeyenlere teşekkür etme fırsatım olamıyor ama içten içe çok teşekkür ediyorum. Buraya da yazayım istedim.

İYİ DİLEK VE TEMENNİLER



Bu aralar, daha önce de bahsettiğim gibi ölçeğime gelen yanıt sayısını her gün merakla takip ediyorum. Bilgisayarımı açtığımda yaptığım ilk işlerden biri Google Drive'ı açıp yanıtlara bakmak. Sayı arttıkça bendeki heyecan ve sevincin bu derece olabileceğini bilmezdim. İnsan kendisi ile ilgili yeni şeyler öğreniyormuş (Bak. Kendimize Açılan Pencere).

Ölçeği hazırlarken, sistemin elverdiği şekilde tek bir sayfaya sığdırmaya çalıştım. Bu esnada, çok da bilinçli olmayan bir şekilde bir metin kutucuğunu da sayfa sonuna eklemiş bulundum. Ölçeği gönderdiğim ilk günden beri bazı katılımcılar, bu kutucuğa kendi görüşlerini yazmış durumdalar. Ölçeğe yönelik motive edici, destekleyici, öneriler ileten bir sürü mesajım var hiç tanımadığım insanlardan. Ölçeği açtığımda, en heyecanla baktığım kısımlardan biri, istatistiki veri olarak gelen demografik bilgiler kadar bu kısım. Zahmet edip, zaman ayırıp ölçeği doldurdukları yetmiyormuş gibi bir de görüş yazmaları inanılmaz değerli benim için. E-postaları sistemde tekrar bana dönmediği için, isim belirtmeyenlere teşekkür etme fırsatım olamıyor ama içten içe çok teşekkür ediyorum. Buraya da yazayım istedim.