26 Kasım 2017 Pazar

XENNIALS

Test, İngilizce ve Amerikan kökenli  ama belki merak edip bakmak istersiniz. Beni gülümseten hala bir hotmail hesabı olup olmadığına dair soru oldu. 17 yıllık bir hesabım var, kapatmaya kıyamadığım, ilk açtığımda teknolojiye güvenip adım yerine bir mahlas kullandığım.
Yakın tarihli bir akademik sınıflandırmaya göre, 1977- 1983 doğumlular artık X kuşağı değil, Xennials olarak adlandırılıyor. X kuşağı kadar umutsuz bulunmayan bu kuşak Millenyum kuşağının getirdiği yeniliklere de uzak bulunmuyor. Şimdilik Türk Dil Kurumu, el atıp " çok oturgaçlı götürgeç" gibi uyduruk bir karşılık bulmamış bu melez tanıma, o yüzden yazı boyunca mecburen bu şekilde bahsedeceğim.

Hem kaset, hem CD, hem MP3 gören ( Karışık Kaset filmindeki gibi:) Oradaki de hesapladığıma göre 1978 doğumlu bir karakterdi.), manyetolu telefondan cep telefonuna, tek kanaldan uydu yayınına, 90'ların pop patlamasından alternatif müziğin doruklarına şahit olmadığımız gelişme yok gibi.

"Kısacık ömrüne neler sığdırdı!" denilen bir durum bu. En gencimizin 34 yaşında olduğu bu kuşak ne kadar genç sayılıyorsa tabii:) Gerçi, artık gençliğin 65 yaşa kadar süren bir evre olduğunu söyleyen araştırmalar da var. Bu değişikliği de şahit olmasak olmazdı Xennial olarak değil mi? Değişikliğe şahit olmak, uyum sağlamak bizim işimiz:)

22 Kasım 2017 Çarşamba

ÇALIŞMAMAYA ÖVGÜ

Blogger yazarlarının çoğu kadın olunca (tam ismini kullanmasa da blog isimlerinden, içerikten ve " Bacım" hitaplarından yola çıkarak varabiliyoruz bu kanıya), annelik, evlilik, evlilik ve özellikle çocuk sonrası ev hanımı olmayı seçme bolca dile getiriliyor. Kimi çocuğa bakım için bir mola verirken, bir kısmı "Kadının yeri evidir." mottosuna sığınmış durumda. Bir kesim de işten, patrondan, iş arkadaşlarından, maaştan, psikolojik tacizden yılmış ve iş yaşamına veda etmiş. Aradığı işe kavuşamayalar da var tabii. Hangi grupta olursa olsun çalışma ya da çalışmana hayatı ister istemez blog gündeminde.

Beni niye ilgilendiriyor kısmına gelince, uzun zaman önce ev hanımlığına övgüler düzen ve çalışma hayatından kendini mahrum bıraktığını (!) yazan bir bloggera denk gelip yazıyı okumamdı. Oturup bir girizgah yazıp taslağa atmış, sonra sakin bir zamana bırakmıştım.

Herhangi birinin evde oturması, oturmadan ev işlerini yapması, hizmetçilerinin olması ya da olmaması beni değil kendisini ve yakın çevresini bağlar, bu kişisel bir karar. Beni bağlayan, kadının çalışma hayatının eş buluncaya kadar süreceğine, çalışma hayatının maddi yönü dışında sosyal ve psikolojik yönleri olduğunu kavrayamayan kafa yapısı, onların rol model olduğu çocukları ve uzun vadede kadına biçilen bu rolün hakim anlayışa dönüşme riski.

Tek bir kişiden yola çıkarak endişe duymuyorum elbette, destekleyici yorumlar, cevremde gördüğüm örnekler, öğrencilerimin bakış açıları ve daha pek çok şey buna sebep. Medyada Demet Şener gibi örnekleri olan kadınlar beni irkilten!


10 Kasım 2017 Cuma

HAYVAN DEMENİN İLTİFAT SAYILDIĞI YARATIKLAR

Bugün, sunucu Tanem Sivar
(Eski sunucu da olabilir!) ve eşine ait iki köpeğin komşuları tarafından katledildiği haberine denk geldim. Dokümanda bile felç etkisi yaratan domuz zehiri ile zehirlenmiş hayvanlar. Komşusu tarafından tavuk etine sürülerek kasten bahçelerine atılmış zehir.
Okurken dehşete düştüm. Düşmeyen var mıdır bilemedim! Gürültü çıkarıyor falansa sebep, şu anda geçmiş komşularımı düşünüp birkaç cinayetten sanık olmam gerekirdi benim de.  Sizde de durum çok farklı değildir herhalde?! Malum şehir hayatı! Ama doğası gereği havlayan, sen zarar verince diş gösteren bir canlıya karşı bu kadar canavarca davranmak nedir

Hayran haklarıyla ilgili aldığımız yol, insan haklarında aldığınızdan daha vahim olunca, daha çok okuruz bu haberleri!

3 Kasım 2017 Cuma

HAYIRDIR İNŞALLAH!

Son bir haftadır, rüyalarımda kaybettiğim yakınlarımı görüyorum. Anneannem ve dedem birlikte, teyzem onlardan ayrı girdi rüyama. Rüyalarımın ortak yanı, rüyamda canlı olmalarına rağmen rüyanın bir kısmında yaşamıyor olduklarını bilmemdi. 

Kuzenimin ölmüş olduğunu gördüm mesela teyzemli rüyada, bir yandan da " 7 yıl önce ölmemiş olsaydı, evlat acısı yaşayacaktı." dediğimi. Öbür rüyam daha muğlak ama onda da, kızgın haldeki anneannemle ilgili zaten yaşarken de sinirli olduğunu geçirdim içimden rüya boyunca. Dedem yine sessiz sakindi. (Bizim ailenin kadınları, anneannem gibi genelde, baskın, asabi, bu yüzden kalp kırıp bolca vicdan yapan, her biri kendisi çok mülayimmiş gibi ötekini anneannemin Arnavut damarına çekmeyle eleştiren:) 

Bilinçaltı karmaşık bir mekanizma vesselam. Bu aralar, Minnoş 5 yaşına bakmadan ölümden bahseder oldu, bir şey istediği gibi olmayınca "Ben öleyim o zaman!" demeler, sürekli anneannemi hatirlayıp özleme durumu, yaşlılık ve hastalık=ölüm şeması, bizim yaşlı olup olmadığımızı teyit etme ihtiyacı, bir keresinde de " Ben sizden önce öleceğim, biliyorum." deyip yüreğimize indirmesi... (Evde çocuğun yanında ölümden bahsetmesek de, anneannemden sonra hassas bu konuda. Sadece sorularına makul yanıtlar vermeye çalışsak da sevdiği birini kaybetme korkusu yaşıyor çocukcağız!) 

İşte bunların tümü birikmiş içimde! 22 yıldır dedemi ikinci görüşüm rüyamda yani kaybettiklerimle ilgili çok rüya görmemiştim şimdiye dek. Aynı haftaya denk gelince bir garip oldum. Uzun bir süre sadece rüyalarda kalsın ölüm, sizin için de!